part of - Türkçe İngilizce Sözlük

part of

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"part of" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
part of i. parçası
We are certainly willing to be part of that effort and to make sure that it is going in the right direction.
Bu çabanın bir parçası olmaya ve doğru yönde ilerlediğinden emin olmaya kesinlikle hazırız.

More Sentences
Sigortacılık
part of i. bir bölümü

"part of" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
this part of me i. şuram
the best part of the year i. yılın en güzel mevsimi
inner part of a fortress i. kale içi
lower part of the trouser leg i. paça
the lower part of a trouser leg i. baldırak
greek populated southern part of cyprus i. güney kıbrıs rum kesimi
the most delicate part (of a matter) i. püf nokta
the key part (of a matter) i. püf nokta
the large part of i. büyük bölümü
the large part of i. büyük kısmı
large part of the year i. yılın büyük bölümü
part of speech i. sözcük türü
upper part of the tree i. ağacın üst kısmı
upper part of the tree i. ağacın üst bölümü
top part of the gun i. silahın üst tarafı
an inseparable part of the education i. eğitimin ayrılmaz bir parçası
part of the body i. vücudun kısmı/bölümü
a part of the group i. grubun bir parçası
part of the act i. rol icabı
a part of our culture i. kültürümüzün bir parçası
a good part of i. önemli bir kısmı
go and see every part of f. adım adım gezmek
become a part of one's store of ideas f. aklında yer etmek
be a part and parcel of f. bir şeyin önemli bir öğesi olmak
become a part of an activity f. devreye girmek
take the part of f. taraf çıkmak
play the part of f. rolünü oynamak
be part of f. parçası olmak
be a part of f. parçası olmak
become part of an activity or effort f. devreye girmek
not to be a part of f. bir parçası olmamak
no longer to be a part of f. devre dışı kalmak
pass the most difficult part of something f. birşeyin en zor kısmını atlatmak
pass the most difficult part of something f. birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak
take the part of f. birinden yana olmak
take the part of f. birinden yana çıkmak
take the part of f. birine destek vermek
be an integral part of something f. bir bütünün parçasını oluşturmak
form part of f. bir parçasını oluşturmak
form part of f. bir kısmını oluşturmak
be an integral part of f. ayrılmaz parçası olmak
be an indivisible part of f. ayrılmaz parçası olmak
be an inseparable part of f. ayrılmaz parçası olmak
be part of something f. bir parçası olmak
comprise one part of f. bir bölümünü oluşturmak
be part of something f. parçası olmak
be a part of something f. bir şeylerin bir parçası olmak
be a part of solution f. çözümün bir parçası olmak
be a part of a team f. bir takımın parçası olmak
act the part of f. görevlerini yerine getirmek
become a part of (something) f. parçası haline gelmek
bigger part of s. -nin büyük kısmı
bigger part of s. -in çoğunluğu
bigger part of s. -in çoğu
greater part of s. -in çoğu
greater part of s. -in çoğunluğu
a considerable part of s. önemli bir bölümü
a significant part of s. önemli bir bölümü
a substantial part of s. önemli bir bölümü
a major part of s. önemli bir bölümü
a considerable part of s. hatırı sayılır bir bölümü
considerable part of s. önemli bir bölümü
a certain part of s. belli bir kısmının
in every part of zf. genelinde
in the early part of eighteenth century zf. 18. yüzyılın başlarında
on the part of ed. in tarafında
on the part of ed. tarafından
greater part of ed. -in büyük bölümü
greater part of ed. -in büyük kısmı
on the part of ed. -in tarafından
as part of ed. bağlamında
as part of ed. çerçevesinde
as part of ed. kapsamında
İfadeler
some part of me i. bir parçam
indispensable part of our lives i. hayatımızın değişmez bir parçası
the best part of (something) i. (bir şeyin) neredeyse tamamı
the better/best part of something i. (bir şeyin) tamamına yakını
the best part of (something) i. (bir şeyin) örnek gösterilmeye değer kısmı/tarafı
the better/best part of something i. (bir şeyin) neredeyse tümü
the best part of (something) i. (bir şeyin) tamamına yakını
the best part of (something) i. (bir şeyin) büyük kısmı
the best part of (something) i. (bir şeyin) neredeyse tümü
the better/best part of something i. (bir şeyin) neredeyse tamamı
best part of something i. (bir şeyin) örnek gösterilmeye değer kısmı/tarafı
the better/best part of something i. (bir şeyin) büyük kısmı
the best part of (something) i. (bir şeyin) en güzel/iyi kısmı/tarafı
best part of something i. (bir şeyin) en güzel/iyi kısmı/tarafı
the most delicate part (of a matter) expr. püf noktası
the most delicate part (of a matter) expr. işin püf noktası
the greater part of expr. çoğunluğu
as a part of expr. bir parçası olarak
as a part of expr. bir bölümü olarak
of which it is a part expr. bir parçası olduğu
to be a part of it expr. bunun bir parçası olmak için
Atasözü
the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
even the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
even the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
discretion is the better part of valor cesaretin çoğu basirettir
discretion is the better part of valor basiret cesaretten sayılır
discretion is the better part of valour basiret cesaretten sayılır
discretion is the better part of valour cesaretin çoğu basirettir
discretion is the better part of valor (insanın hayatı vb. söz konusuysa) korkaklık cesarettir
Konuşma Dili
most part of the day i. günün büyük bir kısmı
a part of me i. bir parçam
a great part of our lives i. hayatımızın büyük bir parçası
a big part of our lives i. hayatımızın büyük bir parçası
a big part of my life i. hayatımın büyük bir parçası
a great part of my life i. hayatımın büyük bir parçası
denial is a part of grieving expr. inkar etmek yas tutmanın bir parçasıdır
death is just a part of life expr. ölüm hayatın bir parçasıdır
for the better part of the year expr. yılın yarısından fazlası
for the better part of the year expr. yılın yarısını aşkın bir kısmı
what part of no don't you understand? expr. hayırın nesini anlamıyorsun?
what part of no don't you understand? expr. hayırdan anla
what part of no don't you understand? expr. hayırdan anlamıyor musun?
what part of no don't you understand? expr. hayır dediysem hayır
best part of expr. neredeyse tümü
best part of expr. neredeyse tamamı
best part of expr. büyük kısmı
best part of expr. en güzel/iyi kısmı/tarafı
best part of expr. tamamına yakını
best part of expr. örnek gösterilmeye değer kısmı/tarafı
Deyim
as part of one's job i. görevi gereği
best part of something i. bir şeyin büyük bir bölümü
best part of something i. bir şeyin önemli bir kısmı
all part of life's rich pageant i. bu da hayatın bir cilvesi
all part of life's rich pageant i. bu da yaşamın bir cilvesi
all part of life's rich tapestry i. bu da hayatın bir cilvesi
part of life's rich pageant i. bu da hayatın bir cilvesi
part of life's rich tapestry i. bu da yaşamın bir cilvesi
part of life's rich tapestry i. bu da hayatın bir cilvesi
part of life's rich pageant i. bu da yaşamın bir cilvesi
all part of life's rich tapestry i. bu da yaşamın bir cilvesi
part of the furniture f. (bir yerin) bir parçası olmak
be all part of life's rich pageant f. hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be all part of life's rich tapestry f. hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be part of life's rich pageant f. hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be part of life's rich tapestry f. hayatın bir parçası olmak (bu da hayatın bir parçası)
be part of the furniture f. bir yerin müdavimi/gediklisi olmak
be part of the furniture f. bir yerin demirbaşı olmak
put weight on some part of the body f. vücudun bir bölgesine (vücudun) ağırlığını vermek/o bölgenin üzerinde durmak
be a part and parcel of f. bir şeyin ayrılmaz bir parçası olmak
have no part of (something) f. (bir şeyle) alakası olmamak
have no part of (something) f. (bir şeyde) payı olmamak
have no part of (something) f. (bir şeye) karışmamış olmak
have no part of (something) f. (bir şeyde) parmağı olmamak
have no part of (something) f. (bir şeyle) ilgisi olmamak
have no part of (something) f. (bir şeye) bulaşmamış olmak
have no part of (something) f. (bir şeye) hiçbir şekilde dahil olmamış olmak